Nöroloji ve BGHT

Bütünleyici Göz Hareketleri Tekniği

Nöroloji ve BGHT:

Limbik Sistem

Latince ‘limbus’(kenar, köşe) kelimesinden gelen limbik sistem; beynin en iç kısmıdır. Limbik sistem kısmen duyguların, motivasyonun, anıların düzenlenmesinin, duygusal durumlarla fiziksel uyaranların eşleşmesinin, kaç ya da savaş yanıtlarının, cinsel uyarılmanın, kişisel zevklerin, döngüsel ritmlerin ve bazı karar alma mekanizmalarının merkezidir.

Talamus

Adını Yunanca ‘thalamos’ yani daire kelimesinden alan talamus, beynin sinyal yedekleme ve önceliklendirmeden sorumlu kısmının bir parçasıdır. Thalami adı verilen ve beyin orta-çizgisi üzerinde simetrik , ampul benzeri, birbirinin aynısı iki bölgeden oluşur. Beynin merkezine o kadar yakındırlar ki bazen bağlantıya geçerler fakat tipik olarak iletişimde değillerdir. Talamus; limbik sistemin, yani beynin genellikle duygularla ilişkilendirilen kısmının, bir parçasıdır.

Talamus, algısal veri için serebral kortekse geçmeden önceki en son değişim durağı olmasıyla bilinir. Çeşitli beyin bölgelerinden girdileri alır, özellikle duyularla ilgili olanları. -koku duyumuz hariç- Ayrıca motor kontrolü yönetmekle sorumludur. İnsan vücudunun duyumsal donanımı, inanılmaz miktarda bilgi kaydeder, fayda sağlayabilecek bilgiden çok daha fazlasını. Talamus amaçları duyumsal veriyi daha kullanılabilir yorumlanabilir şekilde damıtmak olan bir dizi diğer mekanizmayı birleştirir. Talamus, serebral korteksle sayısız karşılıklı bağlantıya sahip ve yakın bir ilişki içindedir. Bu bağlantılar, talamakortikal düğümü oluşturur.

Hipokampus

Şekli bir deniz atını andırdığı için bu şekilde anılan hipokampus, uzun süreli anıların kodlanmasından ve mekânsal navigasyondan sorumludur. Hipokampüs, epizodik hafızanın takviye edilmesiyle ilgilenir. Bu hafıza kişisel olarak deneyimlenen olaylar ve onlarla ilgili duygulardan oluşur. Soyut bilgilerin ve ilintili şeylerin depolandığı semantik anıların aksine; epizodik anılar birer öykü şeklinde temsil edilebilir. Hipokampusta oluşabilecek bir hasar; günlük hayattaki işleri yaparken kullanılan motor diziler gibi yeni prosedürel bellek hala öğrenilebilmesine rağmen,   yeni uzun süreli epizodik anılar oluşturma kabiliyetinin yitimine yol açabilir.

Hipotalamus

Hipotalamus, talamusun altında konumlanmış, koni şekilli bir yapıdır. Hipotalamuslar, otonom sinir sistemimizin kontrolünde merkezi bir rol oynayan iki küçük yapıdır. Vücuttaki homeostatic metobololik süreçlerin düzenlenmesinden sorumludur. Homostatik süreçlere; uyumak, yemek yemek, susamak, kan basıncı, vücut sıcaklığı ve elektrolit dengesi gibi örnekler verilebilir. Hipotalamus, düzenli aralıklarla nörohormanların sentezi ve salınımını yaparak sinir sistemini control eder. Farklı nörohormanlar, sinir sisteminin geri kalan bölgeleri için ayrı ayrı sinyaller oluşturur. Hipotalamus; limbik system, endokrin system ve otonom sinir sistemi arasında bir arayüz işlevi görür.

Amigdala

Bademe benzetilen şekliyle amigdala, beyinde birbirine yakın duran ve bu nedenle aynı isim altında anılan bir grup çekirdekten ibarettir. Amigdala yaygın olarak korku ve kaygı ile ilişkilendirilir, amigdalanın büyüklüğü ile söz konusu türün saldırganlık seviyesi arasında pozitif bir korelasyon vardır. Amigdala ayrıca zevk duygusu ile de ilişkilendirilir fakat bu genel olarak olumsuz anlamdadır, yani zevk bazen saldırının doğasında bulunur.

Hipotalamusun tam üzerinde, beynin merkezine göre simetrik olarak konumlanmış iki amigdala bulunur. Ikisi de yaklaşık 2,5 cm uzunluğundadır. Amigdala, ‘genel amaçlı savunma tepkisini control ağı’nda anahtar bir role sahiptir ve rahatsız edici görüntülere,kokulara ya da duyumlara tepki vermemizi sağlar.öfke, kaçınma ve savunma moduna geçme genellikle amigdala tarafından aktifleştirilen duygulardır.

Limbik sistemin pek çok parçası gibi, amigdalanın da fonksiyonu sadece bir duyguyla ilişkili değildir. Zayıf amigdala fonksiyonları; anksiyete, otizm, depresyon, narkolepsi, travma sonrası stres bozukluğu, fobiler ve şizofroniyle ilişkilendirilmektedir.

Maymunlarla yapılan doku bozulması çalışmalarında; amigdala 6 aydan küçükken fonksiyon yitimine uğramışsa ,bireylerin sosyal hayata adapte olmada güçlük çektiği gösterilmiştir. Bu amigdalaya sadece korku gibi duyguları hissetmek için değil ayrıca bu duyguların diğer bireylerdeki varlığını çabucak fark etmek ve modellemek için de ihtiyaç duymamızdan kaynaklanır. Bu sebeple, hasar görmüş bir amigdala; otizm, sosyal anksiyete sorunları ve birçok sosyal ve bireysel zorlukla yakından ilişkilidir.